Likya Yolu

Pafta 18: Finike

Bonda Tepesi – Finike – Sahilkent

Bonda Tepesi’nin daha üzerinde, Dinektepe mevkiinde, kuzey ile güneyden gelen iki ayrı patika birleşerek yer yer makilik, çam ormanı ve son yıllarda açılmış olan toprak araç yolları ile kesişerek Finike ilçesine iner. Finike ilçesinden sonra yaklaşık 20 km boyunca denize paralel olarak kumsalı takip edecek olan Likya Yolu üzerinde belirgin bir yerleşim merkezi olmamakla beraber sahilde yazlık yerleşimler bulunmaktadır. Ancak yiyecek, su, barınma ve diğer ihtiyaçlar için en uygun noktanın Finike ilçesi olduğu söylenebilir. Finike ilçesi içerisinde kuzeye doğru giden karayolu ile Likya ülkesinin en büyük yerleşimlerinden olan Arikanda arkeolojik yerleşimine, yaklaşık 1 saat sürecek araç yolculuğu ile varılabilir.

Finike’den devam edilirse, birkaç km sonra Sahilkent yerleşiminden kuzeye doğru çıkan derenin takip edilmesi durumunda, Limyra arkeolojik yerleşimi ziyaret edilebilir.

BOLDAĞ-KARAKUYU YERLEŞİM ALANI

Finike ilçesi sınırlarında yer alan Boldağ köyünde, Gülmez Dağı üzerinde, Antik Dönem’de Bonda olarak adlandırılan bölge içindeki farklı yerleşim alanlarından birisi olan Karakuyu, Bonda yerleşiminin orta noktasında yer almaktadır. Deniz seviyesinden yaklaşık 650 m yükseklikte, uzun bir dağ yamacının sırtı boyunca uzanan yerleşimin Gökliman’a bakan uçurum tarafı, duvarlarla çevrilidir. Bu duvarların, kuzeyden gelecek tehlikelere karşı savunmaya yönelik yapılan bir kale olduğu tahmin edilmektedir. Tepenin yamaçlarında ise antik bir yola ait kalıntılar belirli noktalarda izlenebilmektedir. Oldukça büyük mimari parçalardan yapılmış bir kule ve onu çevreleyen sur duvarları, tepe boyunca uzanmaktadır. Duvarlarının bir bölümü ayakta olan konut yapılarının büyük bloklarla yapılmış kapı lentoları ayaktadır. Su ihtiyacını karşılamak amaçlı üç gözlü tonozlu ve merdivenlerle içine inişin sağlandığı sarnıç oldukça ilginçtir. Yerleşim alanı içinde ana kayaya oyularak yapılmış işlik mekânları ile işliklere ait trapetum tekneleri yaygın olarak görülmektedir. İşlik alanlarının içinde erzak saklama amaçlı kullanıldığı anlaşılan pişmiş toprak küpler bulunmaktadır.

Lahit mezarlar ve Bizans Dönemi mimari elemanlar, yerleşimin Gökliman’ı kuşbakışı seyreden güney yamaçlarında yoğunluk göstermektedir. Bu mimari elemanlar, Bizans Dönemi bazilikasına aittir. Bazilikaya ait işlemeli sütun başlıkları ve süsleme elemanları yamaç boyunca yayılmıştır. Erken Bizans Dönemi’nde de kullanıldığı anlaşılan yapıların yanı sıra Roma Dönemi’ne ait düzgün kesilmiş bloklarla örülmüş yapılarda, dönemsel süreklilik izlenebilmektedir.

YALAKBAŞI YERLEŞİM ALANI

Finike Boldağ mevkiinde, Bonda yerleşiminin yaklaşık 2,5 km kuzeyinde doğu-batı yönünde uzanan bir boğazın sırtlarında, giderek yükselen bir kayalık alanda yer almaktadır. Phonikos liman kentinden yerleşime ulaşımı sağlayan eski bir yol bu alandan geçmektedir. Antik yol, doğudan batıya büyük bloklardan yapılmış bir teras duvarının güneyinden, teraslama boyunca hafif yükselerek geçirilmiştir. Alandaki yoğun tahribat sebebiyle yol kalıntısı izlenememektedir. Tekneleri ana kayaya oyularak yapılmış, kare formda düzenlenmiş işlik mekânlarının yanında trapetum ve orbislere ait mimari parçalar, çiftlik evleri ile birlikte, alanın doğuya doğru uzanan bölümünde yer almaktadır. Bu alanlar teraslamalarla tarıma elverişli hale getirilerek çiftlik yerleşmeleri olarak kullanılmıştır. Alanda yer alan sunak, adak stellerine ait parçalar ve kayaya oyularak açılmış yüzeydeki deliklerden bronz adakların konulduğu anlaşılan kaya sunaklarının bulunması sebebiyle bu alanın, Antik Dönem’de bir kutsal alan olarak kullanım gördüğü anlaşılmaktadır.

BOLDAĞ-DİNEKTEPE YERLEŞİM ALANI

Finike ilçesi sınırlarında yer alan Boldağ köyünde, Gülmez Dağı üzerinde, Antik Dönem’de Bonda olarak adlandırılan bölge içindeki farklı yerleşim alanlarından birisi olan Dinektepe; deniz seviyesinden yaklaşık 900 m yükseklikte, Bonda bölgesinin kuzeyinde, yüksekçe bir tepe üzerinde yer almaktadır. Güneybatısında yer yer tarım arazileri bulunmaktadır. Burası genel olarak bir Roma yerleşimidir. Dış duvarlarının kalınlığı yaklaşık 1 m’yi bulan, bazı yerlerde 1 m’yi aşan bir ana yapı etrafında çok sayıda bölümlerin bulunduğu bir kale yerleşimi söz konusudur. Kalenin iç duvarlarında genel olarak moloz taş, temelde ise daha büyük taş malzemeler kullanılmıştır. Dış duvarları düzgün kesilmiş büyük bloklardan yapılmış, doğudan bir girişi bulunan zemin kat yüksekliğinde kule kapısı ayaktadır. Batı tarafında hatıl deliklerinden iki katlı olduğu anlaşılan bir yapı, bosajlı kare taşlarla örülmüş olup ortada yapıyı bağlayan ince bağlayıcı duvarları bulunmaktadır. Duvar köşelerinde bağlayıcı büyük bloklar kullanılmış, az miktardaki harçlı taşlardan değişik dönemlerdeki kullanım izlerine rastlanmıştır. Dağ tarafında muhtemelen iki kule, iç kısımlarda ise konut amaçlı mekânlar görülmektedir. Güney tarafında hizmet amaçlı yapılmış, görevlilerin kaldığı mekânlara ayrılmış bölüm olmalıdır. Mekânlara geçiş bazı yerlerde kemerli geçişlerle sağlanmıştır.

Dinektepe yerleşimi içinde işlikler ve kuyulara da sıklıkla rastlanmaktadır. İşliklere ait duvarlarda oyuklar ve ana kayaya oyularak yapılmış mekânlar bulunmaktadır. Ezme tekneleri büyük ölçüde korunmuştur. Yerleşimin yamaçlarından başlayarak lahit mezarlar çoğunlukla kırılmış durumdadır. Tabula ansata içinde yazıtın bulunduğu lahitlerin bazılarında, dar yüzde Pisidia etkili kalkan betimlemesi ve uzun yüzde, yüzü medusa biçimli aslan kabartması bulunmaktadır. Lahitler yöresel kireç taşından yapılmıştır.

PHOINIKOS

Finike ilçesi merkezinde bulunan ve Helenistik Dönem’den günümüze dek iskan gören Phoinikos antik kenti, önemini coğrafi konumunun elverişliliği ve iyi bir limana sahip olmasına borçludur.

Antik Dönem’de Likya’nın en önemli liman şehirlerinden birisi olan kent, liman ve gerisindeki tepenin yamaçlarında gelişen topoğrafik yapısıyla, bu önemini günümüzde de Elmalı ile bölgenin güney-doğu irtibatını sağlaması yönünden yitirmemiştir.

Günümüz yapılanması antik yerleşmeyi büyük oranda tahrip etmiştir. Sur duvarı, kule, sarnıç, kaya mezarları, lahit parçaları gibi askeri, sivil ve dini mimariye örnek olabilecek çok az yapı günümüze kadar ulaşabilmiştir.

Phoinikos antik kenti, önemli konumu nedeniyle, sürekli deniz savaşlarına sahne olmuştur. Romalıların İ.Ö. 190 yıllarında Likya’ya karşı giriştiği deniz harekatında, Romalı komutan Liuius, yerli halk tarafından geri püskürtülmüştür.

Phoinikos, 655 yılında, Bizans ile Doğu Akdeniz havzasında giderek güçlenen İslami Arap egemenliği arasında geçen en büyük deniz savaşına sahne olmuştur. Mısır Donanması ile Suriye Filosu, Likya kıyılarındaki Phoinikos’da bir araya gelerek veba, kıtlık ve 6.yüzyıldaki Pers istilası yüzünden çok güçsüz kalan Bizanslılara saldırmış ve Bizans ordusu bu saldırıya çok az bir direnç gösterebilmiştir. Bu savaş sonrası Arap donanmaları Akdeniz sahillerinde rahatça dolaşmaya başlamıştır.

Diğer yandan, Dük Cosima I tarafından 1562’de Toskana’da kurulan ve görevleri Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki gemilerine ve liman kalelerine saldırmak olan Aziz Stefanos Şövalyeleri Tarikatı üyeleri, 4 Haziran 1606’da Finike’ye saldırarak, kenti ele geçirmiştir.

Finike adıyla günümüze ulaşan Phoinikos, 17.yy Hıristiyan tarikat şövalyelerince kalenin eteklerinde yer alan önemli bir yer olarak nitelendirilmekteydi ve rıhtımdaki kule, İtalyan arkeologların çektiği bir fotoğrafa göre, 1920’li yıllarda hala ayaktaydı. Kulenin 1950’li yıllarda yıkıldığı tahmin edilmektedir. Bugünkü Finike Cezaevi’nin yukarısındaki tek bir kaya mezarı, Phoinikos’un Lykia Kralı Perikles’in liman kenti olarak uzun bir geçmişe sahip olduğunu belgelemektedir.

LIMYRA

Limyra antik kenti; Toçak Dağı’nın güney eteklerinde, genellikle erken dönem yapıların yer aldığı akropol ile onun hemen güneyinde, şimdi karayolu ile ayrılan düzlükte, Roma ve Bizans Çağı surları içinde kalan alanı kapsamaktadır.

Likya bölgesinin önemli kentlerinden olan Limyra’nın Likya dilindeki adı Zemu (ri)’ dir. İ.Ö. 5. yüzyıldan itibaren varlığını gösteren şehir, Likya Birliği’ni kurmak isteyen Perikles tarafından başkent olarak kullanılmıştır. İ.Ö. 2. yüzyılda bastırdığı Likya Birliği sikkelerden varlığını sürdürdüğü anlaşılan kentin en parlak dönemi, Roma hakimiyetine girdiği İ.Ö. 1. yüzyıl-İ.S. 2. yüzyıllar arasıdır. Bizans egemenliği sırasında piskoposluk merkezi olan Limyra, 7. yüzyıldan sonra önemini yitirmiştir. Ancak Limyra’da bulunan Bektaşi Tarikatı Tekkesi ve Kâfi Baba Türbesi, bölgenin Osmanlı Dönemi’nde bile dinsel bir önem taşıyan bir yer olduğunu göstermektedir.

Antik kentin en kuzeyinde yer alan akropol, kuzeyde bir içkale ile aşağı kaleden oluşmaktadır. İçkale içinde, Likya’da ve özellikle Limyra’daki Pers etkisini yansıtan ateş altarları dikkat çekicidir. Aşağı kalede sur, sarnıçlar, Bizans kilisesi ile Perikles heroonu yer almaktadır. Büyük ölçüde Ksanthos’taki Nereidler Anıtı’nın örnek alındığı anıt mezar, İ.Ö. 390-370 yılları arasında inşa edilmiştir. Yapının alınlıkları kabartmasızdır. Ancak güney alınlık kısmında Bellerophon’un Khimaira’yı öldürme sahnesi bulunmaktadır.

Perikles Anıtı’ndan aşağı inişi sağlayan merdiven şeklindeki yol, hemen tiyatronun kuzey girişindeki yamaç evleri diye adlandırılan Likya Dönemi’ne ait evlerle sınırlanmaktadır.

Akropolün düzlüğe ulaştığı yerde, orijinali Helenistik Dönem’e ait olan ve 141 depreminden sonra Opramoas’ın yardımlarıyla ayağa kaldırılan tiyatro, en önemli yapıdır. Sahne binası üzerinden Turunçova-Kumluca karayolunun geçtiği tiyatro, tüm izleyici yerleri ve sahneyi güneş ışınlarından koruyan güneş tentesi bulunan Roma tiyatroları tipindedir.

Karayolunun güneyi, Limyros Çayı ile doğu ve batı olmak üzere bölünmüş iki ayrı ada halindedir. Doğuda surla çevrili kısma giriş, Bektaşi babası Kâfi Baba’nın tekkesi yakınında, iki kare planlı kule ile kontrol altına alınmış kapı ile sağlanmıştır. Bu kapıdan başlayan antik sütunlu caddenin kuzeyinde “Piskoposluk Kilisesi”, güneyinde de “Piskoposluk Sarayı” yer almaktadır. Her iki yapı da Erken Bizans Dönemi’ne aittir.

Limyros Çayı’nın batısındaki kısım da Erken Bizans Dönemi surlarıyla çevrili olup bu kısım, doğudakine göre daha eski kalıntıları içermektedir. Surun güney duvarı içerisinde “Ptolemaion” diye adlandırılan bir yapı ortaya çıkartılmıştır. Doğu kısımdan gelen sütunlu cadde, bu yapıda son bulmaktadır. Arsinoe veya Berenike’ye ithafen yapılmış olan iki katlı bu yapının çatısı, defne yaprakları şeklinde örtülü bir tarzdadır. Ptolemaion’un güney köşesinde ufak bir kilise, kazılar sırasında ortaya çıkartılmıştır.

Batı kısımdaki önemli diğer bir yapı da Suriye seferinden dönerken 4 yılı 21 Şubatı’nda Limyra’da ölen, Augustus’un manevi oğlu ve torunu Gaius Caesar için yapılmış sembolik anıt mezar Kenotoplıdır. Gaius Caesar’ın külleri Roma’ya yollanmış, ancak öldüğü yer olan Limyra’da babası Augustus’un emri ile imparatorluk sanatçıları tarafından bu yapı yapılmıştır.

Limyra antik kenti, Lykia’nın kaya mezarı yönünden en zengin yeridir. Limyra, 400’ü aşkın ve büyük çoğunluğu gerçek kaya mezarlarıyla, Lykia’nın bu yönde ilkidir ve çoğu mezar, Lykia dilinde yazılmış kitabeleriyle ismen bilinmektedir. Kentin, sur dışında ve güneyinde düzlükte yer alan nekropol alanı, Roma İmparatorluğu çağına aittir.

Kaynak

https://likyayolu.ktb.gov.tr/

Profesyonel Turist Rehberi

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Language
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.